“Bazı uygulamalarda nitelikten çok, nicelik ve rant öne çıkıyor”

MTF Proje’nin kuruluşundan bugüne hikayesini kısaca anlatır mısınız?
🔍Ekip olarak ilk kez 2005 yılında ulusal mimarlık yarışmalarına katılmaya başladık ve aynı sene iki ayrı yarışmada ödül aldık. Öncesinde bireysel olarak katılımlarımız da olmuştu. 2003 yılında Oxford Brookes University’nin düzenlemiş olduğu bir öğrenci yarışmasında dördüncülük ödülü almıştım. Esas işlerimizin yanında yarışma projelerine de katılıyorduk. Bu dönemde Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak hem stüdyo dersine hem de lisans derslerine giriyordum. Ekibimizden Ozan Öztepe ise Tabanlıoğlu Mimarlık’ta çalışmalarına devam ediyordu. O dönem kendi ofisimizi kurma fikri aklımızda yoktu. 2006 yılında Trabzon’da aldığımız birincilik ödülünün ardından projenin uygulanması gündeme geldi ve biz de MTF Proje’yi kurduk. 2008 yılında ise Deniz Ekim Çubukçu aramıza katıldı. Bugün de mimari proje yarışmalarına katılmaya devam ediyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana spor yapıları, kamusal yapılar, ofis yapıları ve konut yapılarında uygulamalarımız oldu.

Çalışma anlayışınız ve felsefenizden bahsedebilir misiniz?
MTF Proje’yi kurarken “atölye” tarzında olması hayalimizdi. Kapıları her zaman, faydalanmak isteyen, fikir üreten, paylaşmak isteyen herkese açık olsun; mimarlıkla ilgili her şeyi içinde barındırsın istiyorduk. Hala aynı istek ve heyecan içindeyiz. Özgün fikirler üretmek adına proje tasarlıyoruz. Küçük ölçekli bir ofis olduğumuzdan içinde olmak istediğimiz projeyi veya konuyu seçme şansına sahibiz. En büyük şansımız da birincilik ödülü aldığımız üç ayrı projenin de hayata geçmiş olması. Şimdi sırada “Roboski Müzesi” var, sivil inisiyatif ve duyarlı desteklerle yapılacak olan bir proje. Heyecanla bekliyoruz.

Gerçekleştirdiğiniz akıllı ve yeşil projeler var mı?
Adana Çukurova Belediye Hizmet Binası, yeşil çatı uygulaması ile iklim sıcaklığı yüksek bir bölgede yapının ısı yükünü hafifleten bir yaklaşım sunmaktadır. Yapının az katlı olarak tasarlanması ile topografya ile uyumlu ve insan ölçeğinde bir projedir. Ortak bir iç avluya bakan katlar, çatı ışıklığının açılabilir doğramalara sahip olması ile doğal havalandırmaya ve endirekt aydınlatmaya sahiptir. Yapının güney cephesindeki “metal mesh” güneş kırıcı elemanlar yardımı ile ışığın kontrollü olarak iç mekâna alınması sağlanır.

Yer aldığınız projeler içinde sizin için özellikle önem arz eden projeler hangileri oldu? Bu projelerin özellikleri nelerdir?
Varyap H Blok ile aklımızdaki tasarımı gerçekleştirme imkanı yakaladık. 2010 yılında kaba inşaatı tamamlanmış olarak gündemimize giren yapı, Varyap’ın kullanımına ait yönetim binası olarak ele alındı. Bu niyet ile yola çıkılan projede öncelikli düşünce oldukça iddialı ve planlı bir çevrede kendini farklılaştıran ve ayıran netlikte bir yapı idi. Varyap’ın kurumsal kimliği bu sürece katkı sağlayan veriler sundu bize. Yapma edimi ile uğraşma ve üretme olguları bizi strüktürel bir kurguya götürdü, Varyap’ın “V” harfi ise bu kurgunun başlangıç noktasını oluşturdu.
2011 yılında Türk Telekom Arena, MTF Proje’ye spor yapıları konusunda, 52 bin 700 seyirci kapasiteli bir stadyum yapısını uygulama tecrübesi kazandırdı. Çok kaliteli ve iyi bir ekiple çalıştık, stadyumun mimarı Mete Arat’tan ve yapım yöneticisi Sarper Ünlü’den oldukça faydalandık bu süreçte. 190 bin metrekare kapalı alana sahip stadyumun projesi UEFA 2016 kriterleri doğrultusunda hazırlanmıştır. MTF Proje’nin uygulama projesi hizmeti stadyumun açılış gününe kadar devam etmiştir. Yapının doğusunda yer alan ve Aslanlı Yol olarak adlandırılan yaya sirkülasyon alanı ile yapıya metro bağlantısı sağlanmaktadır. Kapalı otopark kapasitesi 3 bin araçlıktır. Ayrıca toplu taşıma için 30 araçlık otobüs parkı ayrılmıştır. Kompleks; iki bodrum kat ve tribün yapısının altında tasarlanan altı normal kattan oluşmaktadır. İkinci katta (+7.20 kotu) taraftar girişleri ile güneydoğu ve kuzeybatı yönünden VIP girişleri bulunmaktadır. Bu katta tribün seyircisinin ihtiyacını karşılayacak WC yerleşimleri, yeme-içme için büfeler ve taraftar marketleri bulunmaktadır. Üçüncü katta (+14.07 kotu) Galatasaray Müzesi, business salonları, sponsor salonları, localar, restoran ve yemek alanları bulunmaktadır. Dördüncü katta (+18.19 kotu) localar, ofis mekânları, üye kulübü ve VIP salon bulunmaktadır. Beşinci katta yine WC yerleşimleri ve yeme-içme için büfeler bulunmaktadır. Altıncı katta ise basın tribününe açılan basın salonu yer almaktadır.
2013 yılında tamamlanan Çukurova Belediyesi Hizmet Binası ve Kültür Merkezi, farklı bir kamu yapısı ve özgün bir tipoloji sunması açısından önemlidir. Belediye hizmet binasının geleneksel kamusal yapıların anıtsal duruşundan uzak, kurulu sistemden çok kullanıcısına öncelik ve hareket alanı sağlayan bir kurgusu vardır. Binaya yaya girişleri çevre zeminin bir devamı niteliğinde, herhangi bir kot farkı yaratmadan “düzayak” tasarlanmıştır. Böylece engelli kullanımına da elverişli bir yaya ulaşım çözümü sunulmuştur. Bodrum kat ile birlikte dört katlı olan bina, 450 kişi kapasitesinde kültür merkezi, nikah salonu, kent kitaplığı, kent bilgi merkezi ve atölyelerden oluşur. Yapı, ihtiyaç programı dışında ele alınarak “tek bir bina” yerine uzantıları olan parkla bütünleşen, kentsel ihtiyaçlara cevap veren birleştirici ve sürdürülebilir bir yapı niteliğindedir.

Binalarda sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yeryüzüne katkı sağlayacak veya verdiğimiz zararı en aza indirgeyecek uygulamaları her zaman önemli görüyoruz. Aslında mimarlık yapmanın birincil özelliği olan, “yer” ile uyumlu, topografya’nın değerlendirildiği, güneş ve rüzgarın yönüne uygun tasarım yapmak hesap edildiği vakit “pasif tasarım” ile ekolojik yapı üretebiliyoruz. Teknolojik desteklerin tasarıma eklemlendiği “aktif tasarım”lar ise teknolojilerin ucuzlaması ile yaygınlaşacaktır. Ülkemiz jeotermal, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi anlamında alternatif enerjilere imkan sunan bir coğrafyaya sahip ve değerlendirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Yapılan inşaatlarla ve yüksek yapılarla birlikte yapı yükü artmakta ve LEED veya BREEAM sertifikalarına sahip yapıların ileriye dönük kullanım maliyetlerini ve enerji sarfiyatını düşüreceği düşünüldüğünde bu yapıların önemi artıyor. Günümüzde İstanbul’da barajların doluluk oranı yüzde 10-15’lerdedir. Su kaynakları sorunu bile kullanım suyunun ne derecede verimli kullanılması gerektiğini ve geri kullanımı desteklemesi gerektiğini göstermektedir.

Türkiye’deki hakim mimari anlayış sizce nedir ve bu konudaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Aslında hakim bir mimari anlayış olduğunu düşünmüyorum. Birbirinden çok farklı mimari üretim ve yapım süreçleri var ülkemizde. Son yıllarda özellikle Türkiye ekonomisinde inşaat faaliyetleri bir lokomotif olarak görülüyor ve bazı uygulamalarda nitelikten çok nicelik ve rant öne çıkıyor. Çağdaş mimari uygulamalar adına kamusal bir bilinç ve talep gerekiyor ki tasarıma harcanan süre ve beceriler gelişebilsin, bununla birlikte bir süreklilik oluşturulabilsin. Günümüzde çok iyi uygulamalar ve örnekler var fakat ender sayıda… Mimari yapı bir kültür sorunsalı ve Türkiye’de yaygınlaşmış bir mimari kültürden bahsedemiyoruz. Koruma kültüründen bahsedemediğimiz gibi…

Mimarlar açısından yarışmaların önemi nedir? Aldığınız bazı ödüller var, yarışmalara katılırken gözettiğiniz kıstaslar nelerdir?
Her bir yarışma, bir yenilenme bizim için. Yeni bir enerji, yeni bir fikir, canlanma…
Yarışmalara katılırken son zamanlarda yarışmanın konusunu değerlendiriyoruz. Örneğin “Roboski Müzesi” konusu bakımından çok incelikli ve bir o kadar da zor bir yarışma projesi idi.

Yatırımcı ve mimar ilişkisi hakkında neler söylersiniz?
İkna gücü olan bir mimar için işler daha kolay. İşvereni her zaman doğru bilgilendirmek aynı zamanda kendi doğru bildiklerimizi aktarmak durumundayız. İletişim ve karşılıklı güven işlerin çözümünde önemli oluyor ve hız kazandırıyor.

Disiplinler arası koordinasyona ilişkin değerlendirmeleriniz neler?
Eşzamanlı çalışmayı ve projeyi birlikte geliştirmeyi seviyoruz. Örneğin Türk Telekom Arena Projesi’nde statik proje, mimarinin de önüne geçiyordu projenin doğası gereği. Büyük ölçekli projelerde diğer disiplinler ile birlikte daha sıkı ve ortak çalışmak gerekiyor. Bu da oldukça keyifli bir süreç bizim için. Projenin ölçeği büyüdükçe cephe danışmanı, yangın danışmanı, peyzaj ve diğer disiplinler ile birlikte çalışma ekibi de genişliyor.

Teknoloji ve malzeme seçiminin mimariye etkilerini nasıl yorumluyorsunuz?
Her tasarımı kendi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Doğru şekilde yorumlanan mimari tasarım, ihtiyaç duyduğu teknoloji ve malzemeyi kendisi öngörüyor.

Yakın zamanda hayata geçmesi planlanan projeleriniz hangileri?
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Personel Lojmanları bu sene Eylül ayında tamamlandı ve yeni eğitim-öğretim döneminde kullanıma girdi. İstanbul Kayabaşı’nda 2009 yılında aldığımız eşdeğer birincilik ödülüne istinaden ürettiğimiz Kayabaşı Konut Projesi inşaatına bu sene Mayıs ayında başlandı ve devam ediyor. İki etapta inşa edilecek konut kompleksi iki ayrı taşeron firma tarafından yapılmaktadır.
2013 yılında yapımına başlanan, mimari tasarımını GMP Architekten Von Gerkan, Marg und Partner’in yapmış olduğu, uygulama projelerini çizdiğimiz Krasnodar Arena’nın da inşaatı hala devam etmektedir.
Önümüzdeki günlerde ise İstanbul Kayabaşı Bölgesi’nde konut ve eğitim yapılarını içeren Kentsel Tasarım Projesi’nin uygulama projelerini çizmeye hazırlanıyoruz.